13 Nisan 2011 Çarşamba

kış, botanik, balkon.

Bu yağmur kara döner, protokol yolundan eve yürürüm akşam… en olmayacak ayakkabımı giymişim parktan yürüsem olmaz, düşer ıslanırım…

Gerginliğimin kusuruna bakma, her sabah bahçeden yürüyorum ama zerre kadar huzur bulmuşluğum yok, ya da odamın duvarı çok incedir, bu yüzden nefes almakta zorlanıyorumdur….
….


Yalnızca karanlıkta salgılanan hormonlar var dedi. Tam da yatacağı yeri göstermek üzereydim… sustum… koca adamsın, sakın karanlıktan korkuyorum deme! dedi… demedim… yatacağı yeri gösterdim.

Salona geçip bir sigara yaktım, televizyonu açtım, uyumak için en verimli kanalı aradım, oldum olası o kadar ilgisizim ki olan bitene bir tek kelimeye bile takılmadan uyuyabiliyorum salonda… kanepe biraz dar ama ben zaten çocukluğumdan beri aydınlıkta uyuduğum için çok büyüyemedim… kim tahmin edebilirdi ki işime yarayacağını?

İnsanın kendisinden tedirgin olması ne garip.

Şimdi gidiyorum ama döneceğim dedi… sessiz kalmayı tercih ettim. ne camdan gidişini izledim ne de derin bir sessizliğe büründüm. Banyoya gidip yüzümü yıkadım,geceden kalan yemeklerden atıştırdım,kış günü balkonu yıkadım… Sonra Aslı geldi…Çok yorgunum biraz kestiricem ses yapma olur mu dedi… tamam dedim… zaten günlerdir susuyorum, bugün de susarım dedim içimden, gitti… uyudu…

Mutfağa yürüyüp bir sigara yaktım, çok yorgunum ses yapma olur mu dedim… kedi arkasını dönüp salona yürüdü…

3 yorum:

sus dedi ki...

ne zamandir susuyordun, merak etmis, kulak kabartmistim...

demek susuyorsun...

selçuk dedi ki...

aslında laf kalabalığı da denebilir...
biliyorsun beni.
aklıma düşüyorsun bu ara çokça, Kanada burdan kaç saattir ki?

sus dedi ki...

ne olduguna bagli, isiksan 7 saatte burdasin...