30 Ağustos 2010 Pazartesi

kardeşime...

biz bütün bu hayatı iki omuzla yüklenmiştikte
şimdi sen kendine yer bulamaz oldun bu kentte
olsun
bu ev
bu sokak
bu kediler
bana seni soracak
olsun...
gitmek istiyorsun
gideceksin
oysa ben
sensiz bu şehri hiç bilmemiştim
olsun...
çocukluğumuz bir bozkırda geçti
sonrası bol yağışlı ve bir mevsim normaline iliklenmiş
babamızdan muzdarip
iyiliği
varlığı
yokluğu
ve sus luğu da bildik
olsun...
şimdi sen bu şehre sığamaz oldun
olsun...
gidiyor musun
git
kocaman bir mutluluk yüzüne yapışsın
öyle güzel
öyle seni anlatır...
olsun...
ben
bu şehri sana anlatmaya
devam ederim
olsun...


kurbağalar Aslı...
parklarını benim kadar sevmedinse de bu şehrin
sana edip okuduğum bir köşesini
hep hatırlayacaksın o denizli sokaklarda
ki biz zaten fazlasından hak koymamıştık birbirimize
şimdi sen bu şehirde
olamaz olmuşsun da
bana gitmek diyorsun
olsun...


git

sokak
ben
kediler
ve mevsimler
perdelerimizi
sokmam evden içeri

gitmek diyorsun
git...



olsun...



msd
ankara

2 yorum:

sus dedi ki...

bu havada gidilmez, güneşli günde gidilmez aslında hiç gidilmez...

nereye gidiyo ya gitmesin?!

selçuk dedi ki...

gidilmez ...
ama gitmek istiyor, diyemeyiz bi'şey.

alacaklarını almış, vereceklerini vermiş.