4 Eylül 2010 Cumartesi

devam

Yoksulluk

Bu gece tanrıdan bahsetme bana, kimsenin gıyabında konuşmayalım, günah diyorlar. Pencereler kapalı, yazı kışa sürmüş şehir, kimsesiz su birikintilerinde aramaya devam mı etmeliydim cebimden düşürdüğüm seslerimi? Yazdığım mektupları kendime yolluyorum, akılsız ve soluksuz geçip gidiyor günler. Caddeler ve insanlar bizi özlüyorlar mı gerçekten, bu şehir o sevdiğimiz adamların şehri mi hala? Meyhanelerinde ağladığımız kaç gecemiz varsa vazgeçtim. Şehri ıhlamurlar yüzünden terk ediyorum…

Sefer

Bir gece daha kalalım, belki söyleyecek bir şeyleri kalmıştır ağustosun… bildiğimiz şarkıları mırıldanalım, kediler ve parklar geçsin kitaplarımızın sayfalarından, hiçbir kimse benim kadar yazmamıştır parkları, hiçbir kimse bu kadar saymamıştır yollarını bu şehrin, öyleyse tek bir gece daha kalalım, mutlaka gösterecek bir şeyi daha kalmıştır ağustosun… sokağı bir anlaşmazlık yüzünden terk ediyorum…

Tarife

Yaklaş, konuşmak istemediğim şeyler var seninle… yaklaş ki aklım karışsın, konuşamayayım… eskiciler ve başka ülke pulları… zarflar burada da mektuplarımı ne yapmışsın? Yaklaş ki sormayayım. Bir hesaplaşma, bir iç kırgınlığıdır gözümden savrulan, kendi elimi daldırıp kaburgamdan içeri bahsettiğin tanrının seni yaptığı parçayı söküp atıyorum ben den. Şimdi başka bir tutsaklık bulmalısın savurganlığına… seni bir özür yüzünden terk ediyorum…

Yol

Uyandığımı varsayarak koyu bir kahve söylüyorum kendime, kediler ve ölüler bilmediğim bir oyuna tutuşuyorlar tekkemin bahçesinde. Şeyhim adi bir suçluymuş meğer, ne kuralı kalmış bu mezhebin ne elle tutulur bir öğüdü. tanrını bir güvensizlik yüzünden terk ediyorum…

Tabla

Beni bul… bıraktığım mektupları seyyarcı çocuklara ver, sakız falları gibi sarsınlar simitlerini, şehrin bütün çöp kutularına dağılayım gece olduğunda. Kendimi bir mektup yüzünden terk ediyorum…

msd

7 yorum:

pepper furnival dedi ki...

bu yazıyı 2 gun once, telefonumdan okuyup, otobuste düşme tehlıkesıne rağmen yazdıgım yorumu aslında yazamadığımı farkettim. bkz:teknoloji özürlü ühü ühüüüü

selçuk dedi ki...

yazamadığın yorum bu değildi diye tahmin ediyorum tabi :)

pepper furnival dedi ki...

evet değildi. o heyecanla methiyeler düzmüştüm kendi çapımda, komikti.

Elif Gizem dedi ki...

En çok neresinde takılı kaldım bu yazının biliyor musun: "Seni bir özür yüzünden terk ediyorum..."

dlyc dedi ki...

bu blogdan çıkamıyorum :)

selçuk dedi ki...

@elif:
uzun zamanca yazılan bir yazının devam ı aslında bu da. ve yazılmaya da devam edecek sanırım. mevsime ve yazana göre değişiyor ama bir şey hep sabit kalıyor.

bir özür yüzünden birini terk etmek?

acımasız gibi gözükebilir ama makul aslında.

selçuk dedi ki...

@dlyc:
anlamadığım fransızca bloğunu da seviyorum, renkli, sabah yazıları gibi.

okuduğunu bilmek güzel.